ben küçükken ...

25 Mart 2009 Çarşamba

boy...

ilk önce boyum bir an önce uzasın istiyordum, okul bahçesindeki sıralarda en arkada tek başıma kaldığımı fark edince bu isteğimden vazgeçtim...

04 Aralık 2008 Perşembe

an

ben küçükken henüz hatırlayıp hüzünleneceğim anılar biriktirmemiştim...

09 Ekim 2008 Perşembe

1000-a

belki bu hikayeyi daha önce de anlattım... olsun...

boyun bir metre bile değildi ve ben küçücük annemin ellerini tutmak için ancak yetişiyordum belki. uzun bir caddenin daha başlarındayken, o binaya yaklaşacağımızı hatırlar heyecanlanır ve biraz da korkardım. öyle yüksek bir bina nasıl yapılmıştı aklım almıyordu zaten ama asıl önemlisi nasıl o kadar büyük bir kola şişesi boyanmıştı üstüne? yanından geçerken kafamı kaldırıp bakmaya çalıştığımda başım döndüğünden korkudan koşarak geçmeye çalışırdım oradan. annem anlamazdı telaşımı, bina da yükseldikçe yükselirdi sanki.
şimdi o bina duruyor, kola şişesi olmadan duruyor ama duruyor işte. alçalmış sanki, yaşlandıkça küçülen insanlar gibi küçücük kalmış gibi. yine de benim boyum o günden beri hiç uzamamış gibi...

10 Haziran 2008 Salı

ba

ben küçükken hep sen vardın, büyüdükten sonra da hep sen ol istedim. her anımın bir yerine sıkıştırdım seni. varlığınla yazamadığım anılarıma sonradan ekledim seni. burada bir şeyler anlatmaya başladığımda da sen vardın. sen olduğun yerde kal istedim. kötü anılarla da olsa okudukça yazdıkça sen olayım istedim. her yılın haziran ayında sana bir mektup yazdım. çoğunlukla acıyla başlayıp, isyanla yükselen cümleler sıraladım. her haziran canımı acıttı, ben de buna izin verdim. seni acımla dirilttim ve ayakta tuttum. yıllardır gelmedim yanına. eskiden olsa gelirdik, sulardık beyaz mermeri, yıkardık. mermerin sonundaki kuş suluğuna koyardık suyu. başucundaki çam ağacına dokunurdum ben. seninle büyüdüğünü düşünürdüm. ağlardım biraz. anlatacak çok şeyim olmazdı. eskiden olsa, yanına gelmeye cesaretim olurdu. eskiden olsa özlem içimde bu kadar büyümüş olmazdı. ben yanına geldikten sonra toparlanamamaktan korkmazdım. sunny'nin yazdıklarını okudum. kaybedince artık büyüyemez olduğumuzu düşündüm. kaybedince hep özlediğimizi, yalnızlığın bitmeyişini hiç kabullenemeyeceğimizi hatırladım. içim acıdı. içimin acıyışı hazirana denk geldi. haziranda ölmek zor biliyorum, haziran yaşamak da zor. sahi ekimde ölmek... hava serin ama güneşliyken, ben uğurböceklerine gömülmüşken, toprak toprak üstüne atılırken... ekimde ölmek, haziranda anılmak... sahi, nasıl?
ben küçükken sen vardın. şimdi ben büyüyememişken hala, yine varsın. bir haziran daha biniyor tepeme. bir haziran ortasında daha gelmiyorsun. bir haziran ortasında ben bir şey yok gibi yapıyorum.

16 Mayıs 2008 Cuma

saç


saççekme hususundaki tespitlerimi bilen bilir...


1

2